32. SANAT YILINDA 32 ŞARKI İLE NİL BURAK

1975 yılında Kıbrıs'tan çıkıp gelerek Türk popuna Akdeniz'in bütün güzelliği ve sıcaklığını getiren, o günlerden bugünlere ülkenin en göz alıcı yıldızlarından ve en usta yorumcularından biri olarak gönüllerde taht kuran Nil Burak, hem unutulmaz şarkıları, hem de 12 yıl aradan sonra müzikseverlerin beğenisine sunduğu yeni şarkılarıyla, 32. sanat yılında 32 şarkıyla geri dönüyor!

32 şarkılık bu çalışma, "En İyileriyle Nil Burak" ve "Bir Numaramsın" adlı iki albümden oluşuyor. Ossi Müzik etiketiyle aynı anda piyasaya sürülen bu iki albüm, her ikisini de edinmek isteyen müzikseverler için tek bir kutu olarak da satışa sunuluyor.

"En İyileriyle Nil Burak" albümü sanatçının 1975 - 1985 yılları arasında, kariyerinin ilk on yılında plaklara okuduğu şarkılardan oluşturulmuş bir seçki. Albümde yer alan 20 şarkının tamamı orijinal plak kayıtlarından dijital ortama aktarılarak albümde yerini aldı.

"Bir Numaramsın" adlı albümde ise daha önce hiç duyulmamış yepyeni şarkıların yanı sıra, Nil Burak kariyerinin unutulmaz dört şarkısı da bugünün müzikal anlayışıyla yeniden düzenlenmiş ve seslendirilmiş halleriyle yer alıyor. Bu albüm 12 şarkıdan oluşuyor.

Türk popunda ayrıcalıklı ve önemli bir yerde duran Nil Burak, kendine has yorumu, benzersiz ses tınısı ve üstün yorumculuğuyla hem 32 yıldır onu dinleyen ve takip edenleri, hem de bugünün gençliğini, yeni nesilleri şarkılarıyla fethetmeye hazırlanıyor.

BİRİSİNE BİRİSİNE, GÖNÜL VERDİK BİRİSİNE

Ünlü yazar Nazlı Eray'ın, bir 'dost meclisi'nde, bu satırların yazarına söylediği gibidir Nil Burak: "Popüler müziğin, orta dönem Ajda Pekkan'ıdır..." Eray haklıydı; eğer Pekkan, Fikret Şeneş'in geleceği isabetle okuyan seçimleri-kararları ile "Superstar" payesini almasaydı, 70'li yıllar, Nil Burak'ın tepeye, en tepeye kurulduğu yıllar olacaktı.

Ama ne gam; "Resmi Superstar" Pekkan'dı ama, "Tatlı Tatlı" ile kalplere taht kurmuş Burak da, her yeni şarkısı ya da plağı ile, gönüllerin "Fahri Superstar"ı olma yolunda hızla ilerliyordu.

Her yeni şarkı ya da plak onu bir üst basamağa çıkardı; hep bir üste, hep daha üste. Ve sıra "Birisine Birisine"ye geldiğinde, yani yıl 1977 olduğunda, Nil Burak artık listelerin tepesindeydi: Listelerin tepesinde ve kalplerin en en en derin yerinde. Hala da öyledir.

Burak'ın, "Çok güzel bir kadın+buğulu ve çok farklı bir ses+çok iyi bir yorumcu" özelliklerini, mükemmel bir biçimde kendi içinde harmanlalayabilmiş olması nedeniyle, hala çok sayıda müziksever için vazgeçilmezdir, unutulmazdır.

Şarkıların (Yeşilçam filmlerinin bütün televizyon kanallarında çok sık dönüyor olması nedeniyle, bu ve ilaveten buna benzer başka nedenlerle) unutul(a)madığı, genç kuşak tarafından da ezbere söylenebildiği ama bu şarkıları söyleyen ya da yorumlayan şarkıcının-grubun sıklıkla hatırlan(a)madığı bu çağda bile, her ama her şarkısında adıyla-sanıyla hatırlanan bir yorumcudur Nil Burak.

Tecrübeyle sabittir ki, Babylon ya da benzeri mekanlarda yapılan "Dünden Bugüne Türkçe Pop" gecelerinde, çok istek alan isimlerden biridir Burak. Ya da istek beklemeye gerek kalmadan DJ tarafından çalınan herhangi bir Nil Burak şarkısından sonra, DJ kabinin önü ana-baba gününe döner: "Nil Burak'tan bir de şunu çalar mısınız... Ya da şunu, ya da bunu..."

Böyledir Nil Burak; insanın içini hop ettiren, "Ah canım; ne güzeldi Nil Burak, ne güzeldi bu şarkısı..." gibi cümleleri otomatik olarak insana sarfettiren bir 'diva'. Bu tür 'paye'ler peşinde hiç koşmamış, yalnızca ama yalnızca iyi şarkı söylemenin, işini iyi yapmanın peşinde koşmuş biri olmasına karşın, söylediği-kaydettiği külliyat, kendiliğinden bu ve buna benzer sıfatları hak etmesini sağlamıştır.

Bir zamanlar şiddetli bir Nil Burak rüzgarı esti; ve kadir-kıymet bilenler için hala da esiyor.

YALNIZIZ BİZ ÇOK YALNIZIZ

Kıbrıslı bir sanatçı Nil Burak; ve zaten bu niteleme, her zaman ismiyle birlikte anıldı. Herkes için, ama özellikle basınımız için o, "Kıbrıslı Sanatçı Nil Burak"tı.

Eğitimini Kıbrıs ve Londra'da tamamladıktan hemen sonra 'şarkıcı' olmaya karar verdi. Müzik ile, amatör bir biçimde de olsa her zaman ilgilenmiştir; katıldığı her balo ya da toplantının "olmazsa olmaz" bir özelliği vardır zaten: Burak mutlaka sahneye davet edilir, şarkı söylemesi rica edilirdi.

1975 yılında bir karar vermesi gerektiğini düşündü ve İstanbul'a yerleşti. Eğer müzik ile profesyonel bir biçimde ilgilenecekse, bunun mekanı herhangi bir yer değil, İstanbul'du.

İstanbul'daki ilk günlerinde, şansı yaver gitti ve gittiği bir lokalde, dönemin popüler sanatçılarından Sadri Alışık tarafından sahneye davet edildi. Ve İstanbul sahnelerindeki bu 'ilk an' ile birlikte, her şey çorap söküğü gibi arka arkaya geldi.

Burak, popüler müziğimizin iki büyük yaratıcısı Attila Özdemiroğlu ve Şanar Yurdatapan tarafından kurulmuş Şat Yapım ile bağlantıya geçti ve bu firmanın, işini müthiş bir biçimde ciddiye alarak hazırladığı ilk plağı ile, müzik dünyamıza ilk ciddi selamını çaktı: "Nasıl da tatlı tatlı gülerdin yüzüme, senden başkasını görmezdim, büyülenmiş gibiydim ben, kanardım her sözüne..."

Bu ilk plağın birinci yüzünde, Şanar Yurdatapan'ın "Sus"u vardır aslında; hem Şat'ın, hem Burak'ın iyi bir şeyler yapacağını umduğu şarkı, bu (birkaç yıl sonra, Burak'ın "Yalnızım" ile yeni bir örneğini vereceği) çok dokunaklı şarkı, insanı kendine kilitleyen-göz yaşı döktüren bir şarkıdır. İnsanı tam kalbinden yakalayan, hüzün dolu bir şarkı... Ama Nil Burak ismini geniş kitlelere ulaştıran bu değil, arka yüzdeki şarkı, yani "Tatlı Tatlı" olacaktır. Çünkü dışarda müzik değişmiş, tempoyu yükseltmiştir; Donna Summer'ın şahsında cisimleşmiş "disco müziği" başını alıp gitmek üzeredir. Ve bu rüzgar, bizi de buralarda bulmuş, etkilemiştir. Artık daha hızlı, daha yüksek tempolu şarkılar arar, bekler olmuşuzdur. Ve işte bu nedenle, "Tatlı Tatlı" adlı şarkı bir anda sivrilmiş ve Burak'ın sesini-yüzünü bütün memlekete ezberletmiştir.

Şat Yapım'ın öncülüğünde açılan bu 'parlak kapı' bir daha hiç kapanmadı; aksine, başka, hep başka kapılar açtı.

Bu kapıların en önemlisi de "Birisine Birisne" adlı plak oldu.

Popüler müziğimizin iyi ve yetenekli söz yazarlarından Ülkü Aker (evet; Pekkan'ın Şeneş'i varsa, Burak'ın da Aker'i vardı artık), bir yabancı şarkı üzerine "Birisine Birisine" adlı şarkıyı yazdı ve bu şarkı, popüler müziğimizin hep ortalarda gezmiş temposunu öyle bir yükseltti ki, o kadar olurdu. Daha ortada ne Zerrin Özer'in "Gönül"ü vardı, ne de Gökben'in disco sound'lu "Samanyolu"su; Nil Burak ve "Birisine Birisine" vardı ve popüler müziğimiz bu sayede, nasıl döneceği meçhul 'disco' köşesini layıkıyla dönmüş oluyordu.

45'likler 45'likleri, LP'ler LP'leri takip edecek, Burak popüler müziğimizin (başta Çiğdem Talu, Melih Kibar, Selmi Andak, Selami Şahin, Cenk Taşkan olmak üzere) büyük isimlerinin önemli bir kısmıyla işbirliği yapacak ve başta söylediğimiz gibi, gönüllerin "Fahri Superstar"ı olacaktı.

Ne pop müziğimizin arabeskin hakimiyeti altına girdiği 80'li yıllar, ne de 'genç dalga'nın daha önceki kuşakları evlerine hapsettiği 90'lı-2000'li yıllar Burak'ı etkiledi. O şarkılarını söyleyebilecek fırsatları her zaman buldu, bulmadığında da yarattı. Birçok meslektaşı gibi "başını alıp" gitmedi; bizimle kaldı, şarkılarını söyledi.

Onun "adı şarkıcı", o şarkılarını söyledi-söylüyor.

O söylemekten bıkmadı, biz de dinlemekten.

"İster uzak, ister yakın", anıları harekete geçirmenin, onları çağırmanın, onlara sığınmanın yollarından biridir Nil Burak ve şarkıları; bu albüm, en çok da bunu görmemizi sağlayacak.

NAİM DİLMENER

© 2008 Nil Burak. Her Hakkı Saklıdır